ABD Donanması, kuruluşunun 241. sene dönümü dolayısıyla sosyal ağ hesabından yaptığı paylaşımda, 1801-1805 yıllarında Trablus kıyılarında Türk bayrağıyla savaşan askerlerin öldürüldüğünü belirten temsili tabloyu kullandı.
ABD'NİN HATIRLATMAYA UTANDIĞI TARİH
Söz konusu temsili tabloda, 1801-1805 yıllarında Libya'nın Trablus bölgesinde ABD ile Osmanlı Devleti'ne bağlı Berberi devletleri (Fas, Cezayir, Tunus ve Libya) arasında yaşanan 1. Berberi Savaşı'nın konu edildiği biliniyor. Savaşın sonunda ABD, Akdeniz'e girişte ödedidiği yüklü miktarda vergiden muaf olma hakkını elde etmişti.
ABD, VERGİYİ TÜRKİYE'YE VERDİ
Fakat bu savaşın geçmişi ABD'nin o kadar de hatırlamak istemeyeceği cinsten. Çünkü, Amerika bir zamanlar Türkiye'nin “haraç ve ücret mükellefi” idi.
Ödemek zorunda kaldıkları vergileri ise Amerikan tarihinin İngilizce olmayan ikinci metni olan Türkçe bir uzlaşma ile saptamak zorunda kalmışlardı.
Artist gazeteci Murat Bardakçı, bu bilgileri geçtiğimiz Ocak ayında, türkiye'de kendi deyimiyle 'mesih' konumuna getirilen Joe Biden'a gazetecilerin gereğinden fazla ilgi göstermesi ve solculuk yıllarında Emperyalizmin kalesi olarak gördükleri Amerika'ya demediğini bırakmayanların Joe Biden'a dert yanmaları üstüne yazmıştı.
İşte Murat Bardakçı'nın o satırları:
AMERİKA EYALETİMİZE HARAÇ VERİYORDU
Joe Biden’ın İstanbul’daki temasları ve huzuruna meydana çıkan ağlayıcılar, bana dünyanın bu en büyük gücü ile iki asırdan fazla bir süre öncesine dayanan ve ilk olarak hiç de nahoş ilişkimizi hatırlattı: Amerika Birleşmiş Devletleri’nin kuruluşundan 20 sene kadar sonradan Türkiye’nin Kuzey Afrika’daki bir eyaletine yıllık aidat ve haraç vermesini, bundan başka bu taahhüdünü yazılı bir anlaşmayla üstlenmesini...
Kuzey Afrika, 18. yüzyılın sonlarına kadar Türk hâkimiyeti altındaydı. O devirlerde “Garp Ocakları” denen Kuzey Afrika’daki topraklarımızda Tunus, Cezayir ve Trablusgarb eyaletleri teşkil edilmişti.
Osmanlı İmparatorluğu, Garp Ocakları’ndaki hâkimiyetini Anadolu’dan, bilhassa de Ege kadar sevkettiği askerler ve levendler doğru devam ettirirdi. Eyaletlerde “Bey” ve “Dayı” unvanını taşıyan, hükümdarın vekili olan idareciler vardı ve bütün şiddet Dayılar’ın elindeydi.
KORSANA YAĞMA ÖZGÜRLÜĞÜ
Yerli insanlar kendi halinde yaşar ama silâhlı güçler ve özellikle de denizciler, geçimlerini Akdeniz’de korsanlıkla sağlarlardı. İstanbul’un sıkı bir yoklama aşağıda tuttuğu korsanların Osmanlı İmparatorluğu ile ticaret ve Türk denizlerinde dolaşma anlaşması yapmış olan memleketlerin bayrağını içeren gemilere saldırması yasaklanmış, öteki gemileri yağmalaması ise serbestti.
O sırada uzaktaki bir kıt’ada yepyeni bir devlet doğuyordu: 1776’ya değin sömürgesi olduğu İngiltere’ye karşısında verdiği özgürlük savaşını şampiyon Amerika...
AMERİKALILAR ESIR EDİLDİ
George Washington, bu yeni devletin birincil cumhurbaşkanıydı. Yeni resmileşmiş olan devlet bundan böyle öteki kıt’alara açmak, ticaret ve deniz yollarında faaliyet kullanmak zorundaydı. Kongre’nin bu maksatla görevlendirdiği diplomatlar, Akdeniz’deki ilk anlaşmayı 1786 Temmuz’unda Fas ile imzaladılar ve Sultan’dan Amerikan gemilerinin Fas limanlarını kullanmaları iznini aldılar. Osmanlı Devleti ile hemen şimdi böyle bir anlaşma yapılmamıştı fakat Amerikan ticaret gemileri Akdeniz’e gelmişlerdi. Cezayirli korsanlar 1785’ten itibaren rastladıkları Amerikan gemilerine elkoyuyor, mallarını yağmalıyor ve denizcileri esir olarak Cezayir’e götürüyorlardı.
AMERİKAN HEYETİ CEZAYİR'E GİTTİ
Başkan George Washington, Kuzey Afrika’da yaşananlardan Kongre’yi haberdar etti ve 1795’te Joseph Donaldson başkanlığındaki bir Amerikan heyeti Dayı’yı ikna edip ticaret anlaşması imzalamak üzere Cezayir’e gitti.
TÜRKÇE KALEME ALINMIŞ ANLAŞMA İMZALADILAR
Joseph Donaldson ile Cezayir Dayısı Hasan Paşa, 5 Eylül 1795’te Türkçe kaleme gücenmiş bir “Arkadaşlık ve Barış Anlaşması” imzaladılar. Bu uzlaşma, daha önce Fas ile yapılan ve Arapça olan 1786’daki anlaşmadan sonra, Amerikan tarihinin İngilizce olmayan ikinci metni idi.
AMERİKA HASAN PAŞA'YA 642 BİN DOLAR HARAÇ ÖDEDİ
Amerika, anlaşmaya kadar Cezayir’de bulunan esirlerin bırakılması için Hasan Paşa’ya 642 bin 500 dolar “haraç” verecek ve her sene 12 bin Cezayir altını eden 21 bin 600 dolar tutarında vergiyi de muntazaman ödeyecekti. Kongre anlaşmayı 1796’nın 7 Mart’ında onaylamış ve Amerika Birleşik Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun resmi olarak “vergi mükellefi” olmuştu.
Bu anlaşmayı, 1796’nın 4 Kasım’ında Trablusgarb’ın, 1797’nin 28 Ağustos’unda da Tunus’un Dayıları ve Beyleri ile yapılan anlaşmalar takip etti. Trablusgarb ile varılan uzlaşma uyarınca Amerikan tarafı Trablusgarb Bey’i Yusuf Paşa ile Divan’a Amerikalı esirlerin iadesi karşılığında 40 bin İspanyol altını ödüyor, eyaletin ileri gelenlerine de altın ve gümüş saatler, elmas yüzükler ve fiyatı yüksek kumaşlardan üretilmiş kaftanlar göndermeyi taahhüd ediyordu.
ANLAŞMALAR TÜRKÇE YAZILDI
Hepsi Türkçe olan anlaşmalar besmele ile başlıyordu. Metnin anında girişinde “Bu doküman dünyanın hâkimi, denizlerin ve karaların hükümdarı, kralların efendisi, sultanlar sultanı, imparatorlar imparatoru, Sultan Mustafa Han’ın oğlu Sultan Selim Han’ın tedbirli bakışları aşağıda imzalanmıştır. Allah, O’nun hükmünü daimî kılsın” biçiminde ifadeler vardı ve bu ifadeler, metni Türk tarafının yazdığını göstermekteydi. Amerika, Garp Ocakları’na ödemeyi vaat ettiği vergileri 19. asrın birincil çeyreğine kadar göndermeye devam etti ve bu mükellefiyetten daha sonra zor kullanarak kurtuldu.
Yorumlar
Yorum Gönder