Ana içeriğe atla

Avrupa’da bir nesli tüketen hastalık: Kara Ölüm

Selen KALDIRIM / email protected

Zehirli mikroplarla yayılan bu ölümcül salgının hiçbir çaresi yoktu. 1811 yılının sonunda ortaya meydana çıkan hastalık, İstanbul’da yıkıcı bir etki yarattı.

OSMANLI’NIN KÂBUS GÜNLERİ

Vebanın başta farelerden yayıldığı düşünülürken, belli başlı sebep pirelerdi. Pislikle ortaya meydana çıkan mikroplar tüm vücudu sarıyor, insan biyolojisini adamakıllı alt üstteki ediyordu.

Avrupa’da bir nesli tüketen hastalık: Kara Ölüm

Avrupa salgınla 14. yüzyılda tanıştı. Fareler ve pireler, gemi ve ticaret kervanlarıyla dünyaya yayılıyordu. Osmanlı donanmasının bu lanetle tanışması da benzer dönemde oldu. Osmanlı Devleti’nin yaptığı fetihler ile topraklarının genişlemesiyle, vebanın salgınlarının ortaya çıkışı aralarında adaleli bir bağ vardı.

BİR LANET OLDUĞUNA İNANILMAKTAYDI

Irk idareli imkânların arttığı şehirlere göç ediyordu. Bu hareketlilik salgının yayılmasında etkili olan etkenlerden biriydi.  O zamanlar seferden ya da ticaret gemilerinden gelen derhal herkesin hastalık taşıdığına inanılıyordu.

Avrupa’da bir nesli tüketen hastalık: Kara Ölüm

Salgının baş gösterdiği toplumlar, öncelerde bunu ‘Tanrının Gazabı’ olarak nitelendirdi. Her gün onlarca insanın ölümüne niçin olan bu hastalığın bir lanet olduğu düşünülmekteydi.

VÜCUDU MOSMOR EDEN ‘’KARA ÖLÜM’’

Rahatsızlık, mikrop kapıldıktan birkaç gün içinde etkisini göstermeye başlıyordu. Aniden ortaya çıkan baş ağrısı, yüksek alev, titreşim, kusma, nefes darlığı, deri lekeleri, burun kanaması, kan tükürme ve vücut renginin değişmesi gibi etkileri vardı.

Avrupa’da bir nesli tüketen hastalık: Kara Ölüm

Osmanlıların İstanbul’u fethinin ardındaki şehirde görülen birincil veba salgını 1455 yılı baştan başa etkin oldu. Bu dehşet hastalık için yapılacak hiçbir şey yoktu. Mikrop, tükürük ve öksürük ile bütün insanlığa tez yayılıyordu. Oksijenin azalmasından nedeniyle vücudu mosmor kesen hastalığa ‘’Kara Ölüm’’ denilmeye başlandı.

İSTANBUL’DA GÜNDE BİN KIŞI ÖLÜYORDU

Doktorlar salgını durdurmak için her yolu deneseler de durmadı. Binlerce insan çığ gibi yayılan bu hastalık yüzünden ölüyordu. İstanbul’da ölü sayısı günde bin kişiye varmaktaydı. Kent, 7 yıl her tarafında bu hastalıkla uğraşacak ‘’ölü bir büyük kasaba’’ olmuştu. Ülkede hastalığa yakalanmayan kalmamıştı.

Avrupa’da bir nesli tüketen hastalık: Kara Ölüm

İstanbul bütün anlamıyla veba esiri altındaydı. Dönemin padişahı ve saray halkı da dahil şehirdeki cümbür cemaat, hastalığın çok yayılmadığı bölgelere göç etmeye başladı. Bir Takım kaynaklarda Balkanlarda bulunan Fatih Sultan Mehmed’in de 1455- 1475 yılları arasında başkent İstanbul’a olan dönüşünü 5 kere ertelediği yazmakta.

EKONOMİ DURMA NOKTASINA GELDİ

Kentte ekonomi durma noktasına geldi. Kepenkler kapanmıştı ve hiçbir tüccar sokağa çıkmıyordu.  Osmanlı coğrafyasının yaklaşık olarak tamamına yayılan salgından firar etmek mümkün değildi.

Avrupa’da bir nesli tüketen hastalık: Kara Ölüm

Rahatsızlık zaman zaman kuluçkaya yatsa da belirtilen aralıklarla kendini her tarafta gösteriyordu. Osmanlı’da 1637’de gerçekleşen veba salgını “büyük taun”, 1655’de şehre baskın olan veba salgını ise “şiddetli taun” olarak nitelendirildi.

Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan coğrafi konumu, vebanın Osmanlı’da bu denli yayılmasında etkin oldu. Ticaret gemilerinin geçiş güzergahlarından ülkeye yayılan mikroplar herkesi esir almıştı.

AVRUPA’NIN ÜÇTE BİRİ HAYATINI KAYBETTİ

Osmanlı bu belayla tam 100 yıl uğraştı. En büyük kayıpları İstanbul verdi. Bütün dünyada etkisini bildiren hastalıktan nedeniyle Avrupa nüfusunun üçte biri hayatını kaybetti.

Avrupa’da bir nesli tüketen hastalık: Kara Ölüm

Osmanlı’da çağdaş tıbbın gelişmemiş olması, binlerce kişinin ölümüne sebep oldu. Böylece fakat, 15. yüzyılın sonunda İstanbul nüfusunun 100 bin olduğu düşünülürse, 1467 yılında görülen veba salgınıyla birlikte, nüfusun yarısının ölmüş olduğu sonucuna varılabilir.

TEDAVI YÖNTEMLERİ GELİŞTİRİLDİ

Salgınların şiddetli bir biçimde yaşandığı bu yüzyılın 68 yılı vebayla geçti. Zamanla, sebebi bütünüyle bilinmeyen hastalığın hayvan pislikleri ve pirelerden kaynaklandığını anlayan doktorlar, insanlığı kurtaracak ‘veba aşısını’ buldu. Bu felaketten kurtulmak isteme düşüncesi, birçok doğal yöntemi de beraberinde getirdi.

Avrupa’da bir nesli tüketen hastalık: Kara Ölüm

Nihayet 17. yüzyılın sonuna gelindiğinde hastalık etkisini kaybetti. Güçlü serumların kullanılmaya başlamasıyla birlikte hastalığa karşı mücadelede manâlı başarılar galip gelmek muhtemel oldu. Alınan önlemler ile veba, ülke topraklarında değil olmaya başladı. Birçok salgın ile çaba eden Osmanlı’nın karantina kararını uygulamaya koymasıyla salgının yok edici etkisi azaltılmış oldu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yunan askerlerinin denize dökülüşü

Geçtiğimiz gün Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos 12 ada ve Akdeniz enerji sahası hakkında yaptığı açıklamalarda "Türkiye güvenliğimize, bütünlüğümüze korkutma oluşturursa, atalarımızın yaptığını biz de yaparız." sözleriyle Ankara'ya tehdit mesajları yollamıştı. Bu konu geçen haftanın en çok tartışılan konularından biri olurken, şu soru ortaya çıktı: Yunan askerleri aslına ne yaptı ? İZMİR'İ İŞGAL GİRİŞİMİ Milli çaba dönemlerinin en kıvılcımlı günleriydi o günler. Bir taraftan İngiliz Fransız ve İtalyan askerlerinin Anadolu topraklarında işgal girişimleri oluşurken diğer tarafta ise vatan, ahali, bayrak, din, iffet uğruna canını korkusuzca ortaya koymuş, mücadelesini vermekteydi. İşte o işgal girişlerinden biri de İzmir'de olmuştu. İngiliz arşivinden Yunanlıların İzmir'den kaçışı - Birinci Dünya Savaşı'ndan daha sonra İzmir'i işgal etmeye çalışan Rumlar, köyleri yakıp yıkarak İzmir'de bir rahatsızlık ortamı oluşturmaya çalışıyor, ...

Kumarhaneye çevrilen Yıldız Sarayı

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşmasında Yıldız Sarayı'nın kumarhane olarak işletilmesini hatırlatmış ve tepki göstermişti. Murat Bardakçı Erdoğan'ın anlattığı o olayın ayrıntılarını bugünkü köşesine taşıdı. İşte Bardakçı'nın aktardıkları: ATATÜRK'ÜN İMZASIYLA ALINAN O KARAR Yıldız ile ilgili en önemli Bakanlar Kurulu Kararı, 27 Ağustos 1924’te çıkartıldı. Altında “Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal”in, “Başvekil İsmet”in ve öteki tüm bakanların imzasının bulunduğu kararnamede, " Memleket ekonomisinin kalkınmasını sağlayacak yabancı turistlerin rağbetlerini sağlayabilmek maksadıyla, içerisinde her türlü medenî ihtiyacı karşılayacak oyun ve dans salonları yer alan gazino ve müesseseler vücuda getirilmesi için" Yıldız, Feriye ve o günlerde yıkıntı hâlinde yer alan Çırağan Sarayları’nın tanıdık olmayan şirketlere kiralanabilmesi için İstanbul Belediyesi’ne yetki veriliyordu. KUMARHANEYE ŞAMPANYALI AÇILIŞ Ayrıcalık hakkı İtalyan işadamı Mario Serra’ya verilen Şale ...

İran Devrimi'nin fotoğrafları

İran Devrimi'nin fotoğrafları Haber-fotoğraflar: Anadolu Ajansı Şah Muhammed Rıza yönetiminin 1977'de demokratik hakları genişletmesi politikasıyla başlayan protesto gösterileri, ertesi yıl yaygınlaşarak kitlesel bir hal aldı. 1/10 Şah'ın Beyaz Devrim'le bir takım dini şahsiyet ve vakıfların mülkiyetlerine el koyması sonrasındaki muhalefetiyle ön plana meydana çıkan ve 1964'te yurt dışına sürgün edilen Ayetullah Ruhullah Musevi Humeyni toplumsal muhalefetin etrafında toplandığı birey oldu. 2/10 Ülkede cadde gösterileri artmış rejim güçleri olayları bastıramaz olmuştu. Muhammed Rıza Pehlevi, 16 Ocak 1979'da İran'ı terk etmek zorunda kaldı. 3/10 Türkiye, Irak, Kuveyt ve Fransa'da geçen 15 yıllık sürgün hayatı sonrası Humeyni, 1 Şubat 1979'da Fransa'dan İran'a döndü. 4/10 Humeyni'nin Fransa’dan dönüşünün 10'uncu gününe denk gelen 11 Şubat ülkede her yıl devrimin yıl dönümü olarak kutlanıyor. 5/10 Fotoğrafta, devir sonrası Hume...