Ana içeriğe atla

Batı'dan Doğu'ya eksen kayması: Turquerie Akımı

Enes Taha ERSEN / email protected

Tarihimizde en çok duyduğunuz kelime belkide "batılılaşma" kelimesidir. Modernleşme, çağdaşlaşma manasına gelen bu kelime, günümüzde standartların üzerinde olmayı temsilcilik ediyor. Belki de uluslar için bir zorunluluk haline getirilen batılılaşma gibi vaktinde da "doğululaşma" bir kasıt, ulaşılması hayal edilen noktadaydı.

Batı'dan Doğu'ya eksen kayması: Turquerie Akımı

BATI'NIN AKS KAYMASI

16'ıncı yüzyıldan 18'inci yüzyıla kadar Batı Avrupalılar, Türklerin hayat tarzını, sanat ve kültürünü taklit eden bir akıntı oluşturdular. Özellikle Fransızların başını çektiği bu akıma Türköri (Turquerie) akımı deniyor.

Göz Kamaştırıcı dönemler yaşayan Osmanlı, Avrupa'nın dikkatini üstüne çekmiş, yaşam biçimi ve kültür, sanat özellikleri ile Avrupa'da ikinci bir Rönesans etkisi oluşturmuştur. Özellikle 1721'de Yirmisekiz Mehmed Çelebi'nin Paris'e elçi olarak gönderilmesi Türk modasının Batı'daki etkisini artırmış, Türköri akımının kuvvetlenmesini ve adamakıllı yayılmasını sağlandı.

Batı'dan Doğu'ya eksen kayması: Turquerie Akımı

BATI'NIN TÜRK ÖZENTİLİĞİ

Kahve, nitelikli kumaşlar ve ve bir takım yiyecekler, bu dönemde Avrupalıların kullanımına sunuldu. Türk kültürünün tanıtımı ile buralara ulaşan kültür unsurları, Avrupa'da zamanla fazla tutuldu ve aranan popüler bir meta haline geldi.

Osmanlı tarihi konusunda bir güneş olan büyük tarihçi Halil İnalcık, Osmanlı Uygarlığı isimli kitabında 18'inci yüzyıl Avrupası'nda¸ sırf Türklere özenmek için sarık sarıp¸ cübbe giyen¸ Türk usulü nikah yapan¸ şatolarda Türk halıları¸ Türk lalesi¸ Türk içeceği kahve bulundurmayı âdet edinen elit tabaka ile saraylılara çoğu kez rastlandığını belirtiyor.

Aynı kitapta yer alan bir anekdotta Fransız elçisi Herbette'in o dönemden ; "Paris âdeta İstanbul mahallelerinden biri hâline geldi." demekten kendini alamadığından bahsediliyor.

Batı'dan Doğu'ya eksen kayması: Turquerie Akımı

MADAME DE POMPADOUR VE TÜRKLÜĞE MERAKI

Fransa'nın asilzadelerinden olan Madame de Pompadour da zamanın Türk kültürüne meraklı kişilerinden birisi oldu. Tıpkı Halil İnalcık'ın kitabında bahsettiği gibi "Türk gibi giyinmek" tabirini gerçekleştiren Pompadour, ünlü usta Charles André Van Loo'ya poz vererek "Türk Hanımefendi" resminin ortaya çıkmasına niçin oldu.

Batı'dan Doğu'ya eksen kayması: Turquerie Akımı

Türk kültürü 16 ila 18'inci yüzyıllar aralarında Avrupa'da bir Rönesans etkisi oluşturarak bir dönemin Avrupa'sını kasıp kavurdu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Altından yol geçen 275 yıllık ahşap cami

Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde 1743 yılında Hacı Ali Ağa kadar yaptırılan Hanay Camii, 2 yıl önce Vakıflar Alan Müdürlüğünce restore edilirken, Burhaniye Belediyesi kadar da etrafı açılarak çevre düzenlemesi yapıldı. ALTINDAN YOL GEÇİYOR, 275 YILDIR AYAKTA İki katlı ahşap caminin altından yol geçerken, yolun iki yanına ise 6 adet iş yeri bulunuyor. Garip mimarisiyle uyarı çeken camide, 275 yıldır aralıksız ibadet yapılıyor. Hanay Camii iki yıl önce her tarafta aşağı restore edilirken, Kemer Camii diye anılan cami ilçenin simgesi haline geldi. Caminin tavanı ve tabanı da ahşaptan yapılmış. 2 YANGIN ATLATTI Camide namaz kılan vatandaşlar, tarihi camide ibadet etmenin mutluluğunu yaşarken, İmam Hamdi Girgin de caminin büyük alaka çektiğini söyledi. Hanay Camii’nde 17 yıl ödev yaptığını anlatan emekli imam İsmail Plato, "Hanay Camii’nde acizane 17 sene tahsis yaptım. Hanay Camii sayılı camilerden birisidir. Altından yol geçmektedir. Halk Müziği aralarında da Kemerli Camii ismi...

Yunan askerlerinin denize dökülüşü

Geçtiğimiz gün Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos 12 ada ve Akdeniz enerji sahası hakkında yaptığı açıklamalarda "Türkiye güvenliğimize, bütünlüğümüze korkutma oluşturursa, atalarımızın yaptığını biz de yaparız." sözleriyle Ankara'ya tehdit mesajları yollamıştı. Bu konu geçen haftanın en çok tartışılan konularından biri olurken, şu soru ortaya çıktı: Yunan askerleri aslına ne yaptı ? İZMİR'İ İŞGAL GİRİŞİMİ Milli çaba dönemlerinin en kıvılcımlı günleriydi o günler. Bir taraftan İngiliz Fransız ve İtalyan askerlerinin Anadolu topraklarında işgal girişimleri oluşurken diğer tarafta ise vatan, ahali, bayrak, din, iffet uğruna canını korkusuzca ortaya koymuş, mücadelesini vermekteydi. İşte o işgal girişlerinden biri de İzmir'de olmuştu. İngiliz arşivinden Yunanlıların İzmir'den kaçışı - Birinci Dünya Savaşı'ndan daha sonra İzmir'i işgal etmeye çalışan Rumlar, köyleri yakıp yıkarak İzmir'de bir rahatsızlık ortamı oluşturmaya çalışıyor, ...

Yüzyılın en büyük ajanı: Cicero

Enes Taha ERSEN / email protected "İngiliz Kemal" yazımızı okuyanlar hatırlar. Dedik ya Anadolu tarihi dar kahramanlarla doludur diye, işte o kahramanlardan birini anlatıyoruz bu yazımızda. Yüzyılın en büyük ajanı diye anılan, İngiliz diplomasisini daha alçak üstteki eden ve Türkiye'yi II. Dünya Savaşı'ndan kurtarıp, savaşın seyrini değiştiren ad: İlyas Bazna, namıdiğer "Cicero" ... SIRBİSTAN'DAN TÜRKİYE'YE Sırbistan doğumlu bir Türk olan İlyas Bazna, Balkanlarda çıkan ayaklanmalar sebebiyle ailesiyle birlikte İstanbul'a geliyor ve hayatını değiştirecek, kahramanlığa uzanacak bir yaşamın adımları burada atılıyor. Atatürk'ün yanına askerlik yapan Bazna, sonra Alman Büyükelçiliğinde işe girer. Burada uşaklık yapmaya başlayan Bazna'nın kariyeri burada sekteye uğrar. Büyükelçiye gelen gizli mektupları okuyan Bazna'nın durumu ortaya çıkınca hemen işten çıkartılır ve kahramanlığa uzanan hikayenin ikinci adımı burada atılır. APTAL UŞ...